Projeler

Aylin GÜNGÖR
agngr89@gmail.com


HAVA YAZISI PROJESİ
Hareketli Grafik


*Türümüz Sonsuz Tasarım Katmanları Arasında Durmaktadır.

Tasarımın özüne baktığımızda, çevremizi biçimlendirip oluşturmaya, gereksinimlerimize hizmet etmeye ve yaşamlarımıza anlam katmaya yarayan insana özgü bir yetenek olarak tanımlanabilir. Tasarımlar, salt sosyolojik, ekonomik ve teknolojik sistemlerle etkileşim halinde olamaz. Tasarımlar, insanların kararları ve seçimleri sonucunda oluşmuştur. Tasarım, beyinlerin egoları ve benlikleridir. Bu yüzden insan faktörü, tasarım pratiğinin en önemli elemanlarındandır.


Bir tür olarak insan, tasarlama yeteneğine kendi özünde sahiptir. Nitekim tasarım kavramının anlamı ele alındığında da; "Birçok düşünce ihtimalinin bir araya gelip zihinde yaratılmasıdır" diyebiliriz. Tüm bu verilerden yola çıkarak, evrenin tasarımı da, Kuantum kuramının en etkili iki yorumu; Kopenhag Yorumu ve Çoklu Dünya Teorisiyle açıklanmaya çalışılmıştır. Niels Bohr'e göre, nesnel gerçeklik yoktur. Bu bağlamda durumu bilinmeyen bir nesnenin, aynı anda tüm olası durumlarının var olduğunu belirten bu prensibe "Süperpozisyon İlkesi" adı verilmiştir.



"Hava Yazısı Projesi" de bu düşünceden yola çıkarak oluşturulmuştur. Kanatları farklı harflerden oluşan bir vantilatör olduğunu düşünelim. Dönme hızı arttıkça harfler de birleşip maksimum hızla bir cümle oluşturacaklardır. Nitekim belli bir anda söz konusu noktadan hangi kanadın geçtiğini bilemeyiz. Her kanadın geçme ihtimali aynıdır. Sonuç olarak, kelimelerin bir araya gelme ihtimalleri cümleleri oluşturduğu gibi, düşünce katmanlarının bir araya gelme ihtimalleri de tasarımı oluşturmaktadır. İnsan, bu sonsuz tasarım evreninin katmanları arasında durmaktadır.




AIR TYPE PROJECT

Motion Graphic


*Our Species Stand Between Layers of Infinite Design.

When we look at the essence of the design, it can be defined as a uniquely human ability that format and to create our environment, serve our needs and add meaning to our lives. Design can not interact with purely sociological, economic and technological systems. Design were a result of people's decisions and choices. Design are egos and personalities of individuals.


As a human species has the ability to design their own essence. Thus, considering the fact the meaning of the design concept; "Many thoughts come together in the mind is the possibility of creating" can say. Based on all these data, the design of the universe, the two most influential interpretation of the quantum theory attempts to explain the

Copenhagen Comments and Multi-World Theory. According to Niels Bohr, there is no objective reality. In this context, the status of an unknown object, indicating that these principles are all the possible states simultaneously "superposition principle" is the name given.


"Air Type Project" was also created starting from this idea. Let's Wings is a fan consisting of different letters. As rotation speed increases, letters will combine to form a sentence in maximum speed. Indeed, we do not know which side to pass through at a certain time point in question. Possibility of passage of each blade is the same. As a result of, likely a combination of the words create sentences, a combination of ideas layers constitute design. In this way, Man stands between the layers of the infinite universe design.







_________________________________________________________________________________



Barış HASIRCI
barishasirci@gmail.com


Sayısal Ortamda Resimleme

Mevlânâ’nın büyük eseri “Mesnevi”de yer alan "O, sensin; kendini onun varlığında ara; kû-kû (nerede-nerede) diye onun yanına yönel, bir üveyk kuşu kesil" sözü, insanın kendisini O’nda bulmasını çok etkili bir örnekle, kişinin bir kuş gibi O’nu kutup belirleyip uçmasını ve kendi özüne yönelmesini ifade etmektedir. Sufi şair Feridüddin Attar’ın “Mantıku’t-Tayr” adlı kitabında, kuşların padişahı olan Simurg’u bulmak için yola koyulan kuşların sonuçta Simurg’un “30 kuş” anlamına geldiğini ve kendilerinin Simurg olduğunu anlamaları gibi bu çalışmada da arayış içinde olan kuşlardan yola çıkılmıştır. Kuş her zaman “nerede-nerede” diye seslenerek aramaktadır ve gerçekte uçsa, yürüse veya dursa da kendini, kendi özünü aramaktadır. İnsan olmak da bu noktaya bağlıdır; hep O’nu, “insanlığı” aramak ve bu yolda insan olmanın özünü bulmaktır.


Digital Illustration

Mevlana, in the great work "Masnavi" states "He is you, look for yourself in his presence; tweet as ku-ku (where-where), be a dove and aim to go towards him". This example shows that for a person to aim to reach Him also means finding one’s true self. In his work titled "The Conference of the Birds" the sufi poet Feridüddin Attar tells the tale of the birds that go in search of the sultan of the birds named “Simorgh”. The journey results in the birds realizing that the “Simorgh” is in actuality themselves and that “Simorgh” means “30 birds”. The Design Biennial work presented here is based in these examples of birds searching for “the One” and in their quest finding their true, inner selves which may be taken as a stand in for the search for humanity and finding its source. 






_________________________________________________________________________________




Burak KALELİ
burakkaleli90@gmail.com


FEANOR
Sayısal Ortamda Resimleme

Bireyin kendini arama serüveni, insanı nereye götürmektedir? Kendini bulma çalışması kişiyi her zaman mükemmel sonuçlara yani klasik bir kahramana mı ulaştırır? Günümüz dünyasının kahramanı olan bizler, kendimizi tam bir kahraman veya kötü adam olarak sınıflandıramadığımızı fark ettiğimizde ne olur? Anti-kahramanlar tam bu noktada, iyi ve kötünün  sınırlarının belirsizleştiği anda, karşımıza çıkmaktadır.
Anti-kahraman karakter toplum veya iktidar tarafından kabul görmeyebilir. Anti-kahramanlar yeteneksiz, kirli, sakar, yalancı vb kişilik özelliklerine sahip olabilir. Çoğu zaman temel noktalarda kusurlu veya işe yaramaz görünebilirler. Birçok mecrada iyilik, hak ve hukuk için savaşan klasik kahramanlar yer alırken, anti-kahramanlar isteklerini elde edebilmek için yasadışı ve ahlakdışı yollara başvurabilirler. Ancak bu kahramanlar kötü karakterler ile karıştırılmamalıdır. Günümüz koşullarında bir çok alanda olduğu gibi iyi ve kötü davranışın sınırlarının ne denli belirsizleşebildiğini açıkça gösteren anti-kahraman karakterler kişilerin kendisine tutulmuş bir ayna görevi görmektedirler. Bu sebepten ötürü J.R.R. Tolkien’in Sİlmarillion isimli kitabının iki anti kahraman karakterleri görselleştirilmiş ve poster haline getirilmiştir.


FEANOR
Digital Illustration

Where do the journey of self discovery takes one? Is trying to find yourself  always leads someone to perfect results or to a classical hero? In this world, heros are us, and what happens when we realise that we couldn’t classify ourselves as a hero or a bad person? At this point, when the border between good and bad becomes unclear, we meet anti-heros.
An anti-hero character may not accepted by the society or government. Anto-heros often have personality traits such as; being untalented, dity, clumsy, liar, etc. Mostly, they might seem useless and corrupted at basic points. Whereas, classical heros are fight for justice and goodness, anti-heros take action through illegal and immoral ways to get what they want. However, anti-heros shouldn’t be mixed with evil characters.
Today, anti-heros hold a looking glass to people, showing them the distinction between good and bad traits are getting obscurer. For this project, two anti-heros are chosen and visualised as a poster from J.R.R Tolkien’s novel Silmarillion.








_________________________________________________________________________________



Cansu BAŞDEMİR
cansubasdemir@yahoo.com


URSULA
Sayısal Ortamda Resimleme

Derin sulara atlamak üzere...Gergin!
Eksikliğini duyduğu şeyi suyun cömertliğinde arıyor. Kadının arayışı; kendini tanıma ve bulma çabası önemlidir.
O kendi geleceğini kendi tasarlama hakkı için savaşacaktır.



URSULA
Digital Illustration

She is about to jump to the water...Tense!
She is looking for the missing part within the generousity of water. Women's pursuit; the pursuit of knowing and finding herself is crucial.
She will fight for the right to design her future.






_________________________________________________________________________________



Cumhur COŞKUN
cumhur.coskun1@gmail.com


EVİNİZ KAÇ TB OLSUN ?
Dijital Tasarım

Tasarım bizi sarıp sarmalarken ve bizi yeniden tasarlarken uzuvlarımız tasarımla bir bütün olarak bizden bir parça olurken, bizi hareketsiz kör noktalara sabitlerken dünyanın bir kısmı savaşla ve acı içinde kıvranmaktadır.
Kocaman mekânlarda durağan hareketsiz ve etrafını görmekten uzak dar bir çerçeveden bakan insan toplulukları bir tarafta yerini alırken, gözlerini ufka dikmiş umut arayışında göçe zorlanan insanlar görmekteyiz. Her imkâna sahip tasarım ve teknoloji ürünü evler ve yine bu evlerde kabuğuna çekilmiş birbirinden habersiz sanal dünyanın içindeki ve o sonsuzlukta kaybolan insanları görüyoruz. Eviniz kaç TB olsun sorusu ile evlerinde küçük bir alan için de kendi sanal dünyasında teknoloji ve internetin sunduğu sonsuzluk içinde kaybolup giden insanlara yaşam alanlarının ne kadar önemsizleştirdiklerini ve sanal dünyada sahip oldukları alanlarının her geçen gün arttığına dikkat çekmek için yeni ilanlar hazırlıyor,  hazırlanan ilanlarda insanların artık önem verdiği sanal bellek ve internete vurgu yaparak yeni satılık ve kiralık ev ilanları oluşturuyoruz. Bu ilanlarda küçük yaşam alanlarına vurgu yapılması ve geleceğin teknolojik mimari yapılarından örnekler kullanılması sayesinde insanların dikkatini çekerek kendilerini sorgulamasını istiyoruz.
İnsanlar yeni yaşam alanlarında sorunsuz internet erişimi ve son teknolojiye sahip olmak istiyor. Bundan yola çıkarak bu manifesto ile insanlara yaşam alanlarını ne kadar önemsizleştirdiklerini mi yoksa sanal dünyadaki alanlarının yaşamlarında daha önemli olduğu sorgulatılmak isteniyor. Modern dünya modern insana daha fazla bellek ve daha çok teknoloji vaad ediyor. En büyük ihtiyacımız ve en büyük zenginliğimiz sahip olduğumuz TB’larımız artık.


HOW MANY TB DO YOU WANT YOUR HOME TO BE ?
Digital Design

As desing surround all around us it redesign and become a new part of our body.As it keep us locking on blind sides another part of the world writhe in agony with wars.
In one hand we have people stands still in huge places who are close minded to see what is going on their around.On the other hand we have people forced to emigration who are just seeking for hope.You can see people who can get whatever they want and lock themselves in designer smart houses.They go into their shells with no contact at all even being lived in same places and lost in empty spaces of virtual world.By the concept of "How many TB do you want your home to be?" we are making ad to be awared people who are living in small places and being captured in the depth of virtual reality and internet and ensure to wake them up for how their life get meaningless as they switch theirs with virtual instead of the real one.With these ads which are prepared according to this purpose and designed on rental and house for sale.We emphases the virtual memory and internet that people rather care them about.We intend to underline small living spaces by using the theme of future’s  smart architectural examples and make people questioning themselves.
People expect to have seamless internet access with latest technology in their new living spaces. Based on that,with this manifest, we make people to question themselves if their virtual life have higher priority or the real one? The new world promises more memory and further technology for modern people. Is the TB more important thing that we have in our lifes or does it suppose to be?







_________________________________________________________________________________




Deniz TALUĞ
deniz.talug@gmail.com



ELEKTRONİK ORTAMDA KATILIMCI,ETKİLEŞİMLİ MEDYA TASARIMI

Medya Tasarımı

Teknolojik gelişmelerle kültürel değişimler arasında karşılıklı bir etkileşim bulunmaktadır. Teknolojik gelişmelerin düşünsel tabanı önemli ölçüde kültürel değişmelerin yarattığı yeni ihtiyaç ve beklentilerin karşılanmasına dayalıdır. Ancak teknolojik gelişmeler aynı zamanda kültürel değişimin hızlandırıcılarından olup, yeni ihtiyaçlara, yeni beklentilere ve yeni algı biçimlerine yol açarlar. Başka bir deyişle toplumu değiştirirler. Teknoloji ve toplum arasındaki bu ilişki en fazla iletişim alanında geçerlidir. İletişim olanaklarındaki gelişmeler toplumu değiştirmektedir. Web teknolojilerinin kullanımındaki artış ve sağladıkları olanaklar bakımından, afet durumları 
kapsamında da önemli rolleri vardır.
Bu projede, elektronik ortamda deprem odaklı, katılımcı, etkileşimli bir medya uygulaması gerçekleştirilerek toplumun depreme hazır hale gelmesine etkin bir katkı sağlanması amaçlanmıştır.  
Etkileşimli Medya Tasarımının bu amaca iki yönlü olarak katkıda bulunulacağı öngörülmüştür. Bunlardan birincisi, depremler konusunda topluma bilgi vermek, farkındalık ve duyarlılık geliştirmektir. İkinci olarak, deprem etkilerine maruz kalmış kişilerin, depremden etkilenmiş diğer kişilerle iletişim kurmalarının, yardımlaşmalarının, anıları ile acılarını paylaşmalarının sağlanması ve bu paylaşımları arşivleyerek gelecek nesillere taşınması hedeflenmiştir. 
Deprem konusu ile ilgili olarak sözü edilen temel hedefleri içeren online sosyal paylaşım ve etkileşim platformunun oluşturulması, konunun gün ışığına çıkarılarak herkese açık, kullanıcı uyumlu, sürdürülebilir bir altyapı ve yalın bir tasarım ile sunulması her an olası bir deprem riski ile yaşayan ülkemizin depreme daha hazır olma ve var olan teknolojileri etkin bir biçimde kullanma yolunda dikkate değer bir adım olarak benimsenebilir.




COLLABORATIVE, INTERACTIVE MEDIA PLATFORM DESIGN


Media Design


There is an interaction between technological developments and cultural changes. The conceptual basis of the technological developments relies on fulfillment of new needs and expectations arising from cultural changes. However, technological developments are at also catalyzers of cultural changes; they cause new necessities, new expectations and new modes of perceptions. In other words, they change the society. This relationship between the technology and the society is active in the field of communication. Developments in communication possibilities change the society. Web technologies have important roles on disaster events, in terms of facilities provided by them.
In this project, an earthquake-driven, participatory, interactive media design was intended to ensure an effective contribution to the readiness of the society to earthquakes.
With respect to this general aim, two contributions envisaged to be provided by collaborative, interactive media platform design. The first aim is to provide knowledge to the society, thus develop awareness and sensitivity. Secondly, communication and mutual cooperation between persons effected from earthquakes, sharing their memories and their sufferings and forming a collective archive of these memories in order to pass their experiences was aimed.
Providing an social participatory and interactive platform about earthquake phenomenon, presents the users a platform open to public, user friendly, through a sustainable infrastructure and simple design, makes a contribution to the means to sustain the goal of earthquake preperadness and efficiecent use of existing technologies in Turkey which has a high risk of being effected from earthquakes.















_________________________________________________________________________________





Duygu AKTAŞ DURMUŞ
duyguaktasdurmus@gmail.com


BİR NEFESİN İZİNDE
Video

"Tüm evrenin bir öz halinde iken, patlamasıyla Ezeli Patlama ortaya çıkan elektromanyetik dalgaların bir kalıntısıydı. Bu patlama ile bir genişleme başlamış, en hızlı hareket edenler en önde, daha yavaş hareket edenler daha içte olarak yayılmaya başlamıştır."
Evren genişleme evresini tamamlayıp tekrar daralıp sıkıştığında yeni bir patlamayla tekrar genişlemeye başlar ve bu olay sürekli tekrarlanır.
Bilim adamları bu olayı evrenin nefes alıp vermesi olarak tanımlarlar.
Evrende kapladığı alan tartışılır boyutta küçük olan insan, yaşamla birlikte nefes alıp vermeye başlar ve bu milyonlarca kez tekrarlanır.
Evrenle insan arasındaki en büyük bağlantı ve benzerlik yeryüzündeki tüm insanlar gibi evrenin de milyonlarca kez nefes alıp veriyor olmasıdır. Bilim adamlarının kaç milyon tane evrenin enkazı üstünde olduğumuzu saptayamadığı bir döngü bu. Evrenin nasıl ki her nefes alıp vermesinden sonra canlanan bir hayat varsa, insanın da nefes alıp vermesiyle tamamlanan hayatlar yeniden ve yeniden başka başka vucutlarda yaşam bulur. Her vücut bir önceki döngünün birikimi ve sancısıyla daha da fazla iz ve kanıt bırkarak bu yolculuğu sürdürür.
Nefes alıp vermeyle daralıp genişleyen göğüs kafesimiz tıpkı evrenin nefes alış-verişi gibi bedenlerimizde döngüsünü sürdürüyor.


IN THE FOOTSTEPS OF BREATH
Video

'While the entire universe was in an essence, it was a relic of electromagnetic waves from a Eternal Explosion. This expansion began with an explosion and spread in the forefront of the fast-moving, and slower moving particulars inside.'
When the universe completes the expansion phase it will be stuck again. With a new explosion it will be expanded and this will happen again and again. Scientists describe this event as the breathing of the universe.
People, which its questionable little covered size in the universe, begin to breathe with live and this is repeated millions of times.  
The biggest connection and similarity between man and the universe is that all people on the Earth breathed a million times as the universe. This is a cycle which scientist could not determine on which million wreckage of the universe we live on. As if the Universe revived life after every breath, the completed life from the breathing man finds life in an another body again.Each body, with accumulation and the pain from its previous cycle continue this journey with leaving more trace and evidence.
With breath in our expanding and shrinking rib cage, our chest, continue the cycle in our bodies, like the exchange of breath from the universe. Self-seeking adventure continues in the footsteps of breath.







_________________________________________________________________________________



Esra TUNCALI
rossa.esra@gmail.com


İNANÇ VE İNSAN
Dijital Illüstrasyon

21.yüzyılda olduğumuz bu çağda, batıl ve dini inançların çıkarlar doğrultusunda kullanılması, dünyanın büyük kısmındaki insanları etkilemektedir. İnsanın ve insan haklarının odaklı olduğu modern hayatta; bilim, sanat ve teknolojiye rağmen inançların insan hayatında bir engel ve acı unsuru olmaya devam edeceğini söylemek yanlış olmayacaktır.
"Eğer algı kapıları temizlenseydi herşey insana, olduğu gibi görünürdü: Sonsuz" W. Blake.


BELIEF AND HUMAN
Digital Illustration

In this age we are in the 21st century superstitions, religious beliefs are used by self-interest and it also has been effected people in the world. as prescience still likely to continue to impress.
Despite the modern life science and technology is focused on human rights and say that belief will continue to be a barrier element in human life and suffering will not be wrong.
"If the doors of perception were cleansed every thing would appear to man as it is, Infinite. For man has closed himself up, till he sees all things thro' narrow chinks of his cavern" W. Blake.








_________________________________________________________________________________



Ezgi TORAMAN
eztoraman@gmail.com


SESLERİ YAKALAMAK
Video Art

Harfsiz kelimeler
Kelimesiz sesler
Bir pencereden bizi seyrederler...


CATCHING SOUNDS
Video Art

Words without characters
Sounds without words
They watch us from a window...






_________________________________________________________________________________



Gürsoy ŞEREF
gursoyseref@gmail.com


GÖBEKLİ TEPE:TARİH YENİDEN YAZILIR. BİR SONRAKİ KEŞFE KADAR
Dijital Baskı

Herkesin ve her şeyin anlatılmaya değer bir hikayesi vardır. Kimi hiçbir zaman anlatılmaz. Gizli kalır. Kimi ise yeniden ortaya çıkana kadar kaybolur. İnsanlık tarihi var olan belgelerin ışığında bize sunulur. Bildiğimizi zannettiğimiz her şey ise zamanla değişir.
İnsanlığın geçmişine bakıldığında bugünkü insanın atası sayılan “homosapien” 200.000 yıllık bir geçmişe sahiptir.  İnsan bu süreç içerisinde belirli aşamalardan geçerek bugüne ulaşmıştır. Ancak yakın zamanda yapılan bir keşif bilinen insanlık tarihinin daha farklı olduğunu göstermektedir. 
Göbekli Tepe bilmediklerimizi gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor. İnsanlık tarihi yeniden yazılıyor. Bir sonraki ezber bozan keşfe kadar sürecek yeni bir tarih.

GÖBEKLİ TEPE:HISTORY WILL BE WRITTEN AGAIN UNTIL THE NEXT DISCOVERY
Digital Print

History is written again up to next discovery everybody’s and everything has its own story, that worths to tell. Some of them never told and kept hidden. And some disappears until comes up again. Human of history presented to us under the light of existing documents. Everything that is supposed to be known changes as the time passes.
When we have a glance to history of human being the ''Homosapien'' (considered as the ancestor of humanbeing) has 200.000 years of past. Human begin has reached to nowadays after passing through a specific stages of this process. But a research which has been done recently shows that the history of human being, known by everybody , is more different. 
Göbekli Tepe goes on to uncover the unknown. The history of human being is being written again. A new history which will last up to next unusual discovery.






_________________________________________________________________________________



Hamed MEHRAVARAN
hamedmehravaran.media@gmail.com


İNSANIN YENİ PORTRESİ
Fotoğraf

İnsan tasarımı olan sosyal medya bir süre sonra insanı tasarlayan bir hal almıştır. Bu karşılıklı ilişkide avantajlar olduğu kadar dezavantajlar da bulunmaktadır. Teknolojinin hayatımıza sağladığı kolaylık yargısı bir yana dursun, ilişkilerimizin giderek sanallaşan bir hal alması şimdiden geleceğe uzanan asosyal toplumun filizleri ile her birimizi yüzleştirmektedir.

Projede karşılaşacağınız portrelerde meşgul olduğumuz sosyal hayatımızın yansımaları...

Belki de karşıya bakma fırsatı bulamayıp kaçırdıklarınızın...



THE NEW PORTRAIT OF HUMAN

Photograpghy


Social media which is a human design, began to design the humans in time. In this mutual relationship, there are disadvantages as much as advantages. Let alone the judgement that technology facilitates our lives, the fact that our relationships are gradually virtualising exposes each one of us the sprouts of asocial society of the future.



The portraits which you will see in the project are the reflections of our social lives which we are so busy with.



And maybe they are the things you miss out since being unable to find the opportunity to look across.






_________________________________________________________________________________






Hazal YAYALAR
hazalyayalar@hotmail.com


BU SIRADA GELECEKTE
Dijital Illüstrasyon

Yaşadığımız gezegen Dünya, meydana geldiği andan itibaren çeşitli iklim değişiklikleri geçirmiştir. Gezegenin yeni ortamına uyum sağlayamayan canlıların soyları tükenirken bu sırada yeni türler oluşmaya başlamıştır. Doğal seçilim ile hayat devam etmiştir. Hayatta kalabilenler
soylarını devam ettirmiştir.
Günümüzde küresel ısınmanın geri dönüşü olmayan bir boyuta ulaştığı bilim insanları tarafından açıklanmıştır. Yaşamayı sürdürebilmemiz için gerekli iklim koşulları, doğa tahribatı ve hava kirliliği gibi insan kaynaklı sorunlar gelecek için büyük bir tehdittir. 
Ayrıcalıklı canlılar olmanın aksine evrenin muazzam boşluğuyla kıyaslandığında önemsiz gibi görünen soluk mavi bir noktada yaşamaktayız. Fakat Dünya, yaşayabileceğimiz tek yerdir. Hayatın var olduğunu bildiğimiz tek gezegendir. Onu korumak ve gelecek nesillere aktarmak gerçekten sahip olduğumuz tek şey Dünya'ya olan sorumluluğumuzdur.


MEANWHILE IN THE FUTURE
Digital Illustration

The Earth, planet that we live in, from the very beginning it passed various climate changes. The creatures that cannot evolved as the new conditions required had gone extincted. Although there had been new species started to be formed. Life continues with natural selection. Creatures that survived had the opportunity to transmit their ancestry.
In our time, scientists explained that global warming come to a point that cannot be irreversible. Human caused issues like nature destruction and air pollution are great threads to the future for us to be able to live in a climate that adequate to sustained life.
Instead of being privileged creatures we live in a pale blue dot that seems insignificant when compared to the vastness of the observable universe. Yet again, The Earth is the only place that human beings can live in. The only planet that we know for now has life forms. Protecting it and delivering to future generation is our duty to the only thing we actually own, The Earth.








_________________________________________________________________________________




İbrahim Halil ÖZKİRİŞÇİ
halilozkirisci@gmail.com



BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ
Dijital Illüstrasyon

İlk kez Rene Descart’ın Homo Sapiens Sapiens “Düşündüğünün üzerine düşünebilen” insan olarak tanımladığı günümüz modern insanının ataları, o günlerden günümüze yazılı, sözlü ya da uygulamalı eserlerle bellek haritalarımızı şekillendirmişlerdir. Bu belleğin görünen ve görüneni tetikleyen kısmı tarih boyunca birçok araştırmaya konu olmuştur. Gogol’ün kaleminden dökülen Bir Delinin Hatıra Defteri (Diary of a Mad Man) metni, bireyin kendini sorguladığı süreçte geçmek zorunda kaldığı sarp yolları ve yaşadığı badireleri ironik bir dille ifade etmektedir. Bu süreçte alt belleği ile günlük yaşantısı arasında sıradışı geçişler yaşayan ana karakter, bizlerin de farkında olmadan hergün deneyimlediğimiz duygusal dalgalanmaları imlemektedir. Delilik ile görece normal hayat arasında kalmışlık, hangi zihinsel dalga boyunun daha erdemli yada hangisinin göreli tutsaklık olduğu sorunsalı, tarih boyunca, bellek ve alt bellekle ilgilenenlerin üzerinde düşündüğü bir konu olmuştur.


DAIRY OF A MAD MAN
Digital Illustration

Homo Sapiens Sapiens “who can think on thought” mentioned by Rene Descart first time for define ancestors of modern human from past to present. They has been shape our memory map with oral and written work of art. This memory’s appear side or its trigger has been subject of many studies throughout history. Diary of a Mad Man written by Gogol, emphasised with ironical way that process of individual juding and its phases. In this process text’s main character experience extraordinary swings between subconscious and conscious behaviour that imply our sensual waving in our daily life. Being stradle between madness and “relatively” ilginormal life, which mental lenght wave is usual or which one of them captivity?. Theese problems has been excite attention of subconscious researchers thoughout history. 











_________________________________________________________________________________




E. Jessica MCKIE - Mesut TANRIKULU
jessica.mckie@gmail.com - m.suth@hotmail.com




COMPLETE
3D Modelleme

“İnsan bedeni çoğu gelenekte evrenin mikrokosmosu olarak görülürdü: Kişinin dışında var olan her şey içinde de temsil edilmektedir. Çoğu kültür, bedenin her bölümüne bir sembol ve biyolojik işlevlerinin ötesinde bir anlam vermiştir.”
Projede, bilinen tarihin başlangıcından itibaren varlığa ait kavramlar arasından seçilmiş olanların, günümüz insanı tarafından tamamlanması beklenmektedir. Eşleştirme deneyimi sonunda konumlandırılamayan parça sebebiyle diğer kavramlarla ideal bütüne ulaşılamayacağının anlaşılmasıyla, izleyiciye kendi eksik parçasını sorgulatmak amaçlanmaktadır.




COMPLETE
3D Modeling



“Human body is generally perceived as the microcosmos of the universe. Everything that exists beyond the person is represented inside of the person. Most cultures attributed a symbol or a meaning above the biological functions to each section of the body.” 
In this Project, terms selected among the notions that belong to existence since the begining of time are expected to be completed by contemporary humans. With the realization that one cannot reach the ideal integrity with the other notions because of the piece that cannot be positioned at the end of the matching practice, it is intended for the participant to question their missing piece.






_________________________________________________________________________________



Rasim SARIKAYA
rsmsrky@gmail.com


TASARLANAMAYANIN TASARIMI
Video Art, 2016

“Bilim-kurgu eşsizdir çünkü çıtayı en yükseğe, hiç olmayan bir yere koyar."
200.000 yıllık bir sürecin sonucunda bulunduğu noktaya, evrilerek gelen insan zihni, her zaman elinin yapabildiğinin ötesini tasarlama eğiliminde ve yetisindedir. Zaman-mekan ya da fiziksel olanın sınırlarından bağımsız olarak hareket edebilme yetisi ve bilinmeyene karşı duyduğu bitmek bilmeyen iştahı, bilmeyi ve yapabilmeyi mümkün kılandır.

Bu yönüyle tasarlanan en yüce aygıt, insanın zihnidir. Tasarlayabileceklerinin –en azından bilindiği kadarıyla- sınırı yoktur. Fakat elinin ki el, fiziksel dünyada yapılabilenin metaforu olarak kullanılabilir, yapabildiklerinin sınırlarının var olması, yapılabilmiş olanı, yapılamayanın her zaman gerisinde bırakır. İster hayal gücü ister fikirsel üreti veya kurgu densin, insanın zihninde olup biten şeyin sınırı, yapılabilen veya mümkün olanın her zaman ötesinde olacaktır. İnsanın eli, yapabildiğinin hazzını yaşamaya başlayamadan, zihni 200, 2.000, 200.000 yıl sonrasına doğru yol almaya başlamıştır bile.

Dolayısıyla, tasarlayan olarak insan zihninin tasarlamış olduğunu, insan eli henüz tasarlayamamıştır. Bu yönüyle fantazi, kurgu, kurmaca veya hayal gücü en yüce tasarımdır.



DESIGNING THE UNDESIGNABLE 
Video Art, 2016

“Science fiction is unique because it raises the bar to the highest point- to a nonexistent place." 
As a result of 200.000 years continuum, human mind which has reached, by evolution, to the point where it is now, tends to and is able to design beyond what hands capable of doing are. Its ability to move independently of time-place or physical environment and the everlasting hunger for unknown make knowing and doing possible.
From this aspect, human mind is the ultimate device designed ever. There is no limit –as far as it is known- of those can be designed by it. But the existence of the limits of the hand which can be used as a metaphor for what can be created in physical environment, always leaves the undone behind the done. Even if it is considered imagination or ideal creation or fiction, the limit of everything that takes place in human mind , will always be beyond the ones that can be done or possibly be done. Even before the hand feels the pleasure of what it is capable of doing, the mind already starts heading 200, 2.000, 200.000 years forward.
Hence, the human hand has not yet been able to design that the human mind ,being the designer, has designed. From this aspect, fantasy, fiction or imagination are the ultimate designs.








_________________________________________________________________________________



Serhat KARADEMİR
serhatkarademir@icloud.com


İKİ NOKTA BİR PARANTEZ
İnterdisipliner Tasarım

Doğa boşluğu sevmez. Yıkılan ağacın yerine toprak yenisini verir. Rüzgar en uzaktaki kayalara dahi sürtünür. Bozar, aşındırır, yıkar, yok eder, yenisini yaratır. İnsan, o toprağın, o rüzgarın mahsülü gibidir. Boşluğa gelemez. Her duygusuna bir anlam vermeye çalışır. Nasıl ki matem, hüzün ızdırap gibi kelimeler acıyı tarif etmeye çalışıyorsa, "acı" inadına yetmez! Sözcükler duygulara yetişemez! Yüzyıllardır mektuplaşan hiç bir insan :)memiştir. İki nokta bir parantez anlam olmamıştır. Ona:'(, onunla :P, ona :D, ona :O. Doğa boşluğu sevmez. Onun havası karnavaldır, dili kaos. Dünya :)lerin,        :(lerin etrafından döner. Sanal dünyanın, yalnızca internetin gelişmesiyle birlikte 0rtaya ç1kt1ğı fikrin! t@rt1şmam1z gerekli. S0nuçt@ san@llık, duy9unun d!le düşm∑siyle b@şlar.


TWO DOTS ONE PARANTHESIS
Interdisciplinary Design

Nature does not like emptiness. The earth replaces destroyed trees. The wind scrubs the most distant rocks. Distorts and erodes, drags down, destroys, creates a new one. Man is like the harvest of the earth, of that wind; it does not like void. It tries to give meaning to its entire emotions. Even if words like mourning, sorrow, suffering are trying to describe pain; "pain" is despitefully not enough! Words cannot keep up with feelings. No human, who was corrosponding for centuries, was :). Dots and parenthesis had no meaning. Man is always looking for a description of its emotions. Language is a stone thrown into still water. It blurs. Language is always trying to describe it. :'( to him, :P with her, :P to him, :O to her. Nature does not like emptiness. Its air is carnival, its language is chaos. The world turns around :)'s and :('s. We should d!scuss the !de@, that virtu@l r€al!ty was b0rn with the developm€nt of !nternet. F!n@lly, virtually !s st@rting th∑re, where em0tions falls.








_________________________________________________________________________________




Vedat GÜNTAY
vedatguntay@gmail.com


ARAYIŞ
Dijital Görsel Efekt Tasarımı

İnsan, yaşamının belirli dönemlerinde varlığını sorgulamakta ve iç dünyasına dönerek hayatı anlamlandırmaya, anlamaya çalışmaktadır. Evrenin büyüklüğü ve sonsuzluğu karşısında fiziksel olarak küçücük kalan insan, bilinç altındaki derin izlere ulaşmak için uzun yollar katetmek durumunda kalabilmektedir. Bu zihinsel seyahatte kendi varlığını sorgulayan birey, evrende varolan düzenin, hareketliliğin, değişimin ve dönüşümün yansımalarını izleyerek kendi içindeki
evrene ulaşmaya çalışmaktadır.
Evrenin bir parçası olan birey özüne dönmek ve kendini keşfetmek için yıldızlara, farklı dünyalara yönelmektedir. Zihnimizde başlayıp uzayın derinliklerine uzanan varlık arayışımızın tasarlandığı bu çalışmada, toplumsal yaşam içinde kaybolmuş birey, kendini arayışını evrenin derinliklerinde sürdürmekte ve yıldızlararası bir yolculuğa çıkarak kendi evrenine ulaşmaya çalışmaktadır.


THE QUEST
Digital Visual Effect Design

Human being questioned the existence of at certain periods of life and turning into the inner world and trying to understand to make sense of life. The size of the universe and eternity in the face of a person who is physically tiny, may have to go a long way to reach deep beneath the human consciousness. This mental journey of an individual who questions his own existence of the existing order in the universe, mobility, by watching the reflections of evolution and transformation within yourself are trying to reach out to the universe.
An individual who is a part of the universe returns to the essence and to explore yourself to the stars, are turning to different worlds. In this study our existence quest is designed it starts in our minds and extending into deep space, an individual lost in social life, the quest for self continues in the depths of the universe and by undertaking an interstellar voyage trying to reach out to their own universe.








_________________________________________________________________________________




2 yorum:

  1. Sevgili Serhat, çalışmanı çok beğendim. Devamını dilerim. Ben de dezavantajlı gruplara bilgisayar öğretip digital uçurumu kaldırmaya çalışan bir projede ekibindeyim. Orada çalışıyorum. Konuyu biraz derinlemesine ve sosyolojik olarak ele alıyoruz. Sanatsal çalışmanın bu konuya parmak basması doğrusu beni çok heyecanlandırdı. Sevgilerimle kal. N. Erol Olcay

    YanıtlaSil
  2. Erol Hocam, çok teşekkür ederim. Çalıştığınız projenin bu konularla alakalı olması beni de çok heyecanlandırdı. Umarım güzel ve kazanımı bol sonuçlar alırsınız. Görüşmek ve konular üzerine çıkarımlar yapacağımız günler olması dileğiyle. Hoşça ve sevgiyle kalın....

    YanıtlaSil